Sual: Denizde, hamamda, kaplıcada, “Hepimiz erkeğiz veya hepimiz kadınız” diyerek, erkek erkeklerin yanında, kadın kadınların yanında açık duruyorlar. Bu günah değil midir?
Nur suresinin, (Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar) mealindeki 31. âyetinde bildirilen avret yerleri nerelerdir?
CEVAP
Bakılması haram olan yere avret yeri denir. Hanefi ve Şafii’de erkeğin avret yeri göbek ile diz arasıdır. Maliki ve Hanbeli’de ise yalnız seveteyn, yani sadece ön ve arka kısımdır. Kadınların birbirlerine avret yeri, erkeğin erkeğe avret yeri gibidir. Müslüman kadının, gayrimüslim ve fasık kadınlar ile dinsiz amca ve dayının yanında örtünmesi üç mezhepte farz, Hanbeli mezhebinde caizdir. Hanbeli mezhebinin farklı yönü şöyledir: Erkeğin erkeğe avret yeri, diz ile göbek arası değil, sadece seveteyn, yani iki kaba avret mahallidir. Kadının kadına avret yeri diğer mezhepler gibi, diz ile göbek arasıdır. Ancak diğer mezheplerden farklı olarak, gayrimüslim kadınlara da, göbek ile diz arası hariç, diğer yerlerini göstermesi caizdir. Diğer üç mezhepte caiz değildir. Zaruret olunca Hanbeli mezhebi taklit edilerek kapalı kadın, açık kadınların yanında başını, kollarını açabilir.
Avret yerini açmak veya başkasının avret yerine bakmak büyük günahtır. Hamama, kaplıcaya, denize gidenin diz ile göbek arasını ve dizlerini de örtmesi farzdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Erkeğin göbek ile dizleri arası avrettir.) [Ebu Davud]
(Uyluk avret yeridir.) [Buhari, Ebu Davud, Tirmizi]
(Avret yerini açmak büyük günahtır.) [Hakim]
(Erkek erkeğin; kadın kadının avret yerine bakması helal olmaz.)[Müslim]
(Evlerin en kötüsü hamamdır. Orada sesler yükselir, avretler açılır. Tedavi veya kirden temizlenmek için girecek olan örtülü girsin.)[Taberani]
(Allahü teâlâya ve ahirete inanan hamama peştamal ile örtülü girsin!)[Nesai]
(Avret yerini açana ve başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]
(Din kardeşinin avret yerine kasten bakanın kırk gecelik namazı kabul olmaz.) [İ. Asakir]
Kapalı da olsa kadına şehvetle bakmak günahtır. Kadının erkeğe bakması da günahtır. Ümm-i Seleme validemiz anlatır: Resulullahın yanında iken, iki gözü de görmeyen İbni Ümmi Mektum, izin isteyip içeri girdi. Resulullah bize, (İçeri girin) buyurdu. (O â’mâ değil mi, bizi görmez) dedim. (O sizi görmüyorsa, siz onu görmüyor musunuz?) buyurdu. (Tirmizi, Ebu Davud)
Sual: Kadınların ve erkeklerin hamama gitmeleri uygun değil midir?
CEVAP
İkisi de uygun değildir; çünkü kadınlar kadın hamamında, avret yerlerini açıyorlar ve birbirlerinin avret yerlerine bakıyorlar. Kadının kadına avret yeri, göbek ile diz arasıdır. Buralarını, kadınlar yanında da açmak ve başkasının açık olan avret yerine bakmak günah olur.
Erkeğin erkeğe avret yeri de göbek ile diz arasıdır. Bundan dolayı erkeklerin de avret yerini açan erkeklerin bulunduğu hamamlara gitmeleri doğru değildir. Hastalık veya başka bir ihtiyaç sebebiyle umumi hamama veya umumi kaplıcaya gidince de, diz ve göbek arasını örtmeli; açık olanlara bakmamalı. İhtiyaç kadar bakınca da, Hanbeli mezhebini taklit etmelidir. Çünkü Hanbeli mezhebinde erkeklerin avret yeri sadece seveteyndir. Yani ön ve arka edep yerleridir.
Sual: Kadınların, kendi aralarında denize girerken veya bir evde beraber otururken, yahut hamama girince, dizlerinden üst kısmının görünmesi günah mıdır? Günahsa Hanbeli’yi taklit edince, günahtan kurtulmak mümkün müdür?
CEVAP
Erkeğin erkek için ve kadının kadın için avret yeri, diz ile göbek arasıdır. Zaruretsiz buralara bakmak haramdır. Salih bir doktor, bir kadına, hastalığına kaplıca tedavisinin iyi geleceğini söylerse, özel kabin tutma imkanı da yoksa, kadınlar hamamına avret sayılan yerlerini kapatmak şartı ile girebilir. Girince de ihtiyaç kadar durur ve başkalarının avret yerlerine bakmaz.
Hanbeli mezhebinde de, kadının kadına avret yeri, diğer mezhepler gibidir. Yani göbek ile diz arasına bakılmaz. Bu bakımdan Hanbeli mezhebini taklit diye bir şey söz konusu olmaz.
Hanbeli mezhebinin farklı yönü şöyledir: Erkeğin erkeğe avret yeri, diz ile göbek arası değil, sadece seveteyndir. Sadece iki avret mahallidir. Kadının kadına avret yeri diğer mezhepler gibi, diz ile göbek arasıdır. Ancak diğer mezheplerden farklı olarak, kâfir kadınlarına da, göbek ile diz arası hariç, diğer yerlerini göstermesi caizdir. Diğer mezheplerde caiz değildir.
Denize girmek, zaruret olmadığı için, mezhep taklidi yapılmaz. Bir zaruret veya ihtiyaç olmadan başka mezhep taklit edilmez.
Sual: Kadınların avret yerlerine şehvetsiz de bakmak haram olduğu halde, TV'deki görüntülerine şehvetsiz bakmak caiz midir?
CEVAP
Din kitaplarında deniyor ki:
Kadınların bakılması haram olan yerlerine şehvetsiz de bakmak haram olduğu halde, aynadaki veya sudaki görüntülerine şehvetsiz bakmak haram değildir; çünkü, kendileri değil, akisleri, benzerleri görülmektedir. Resimleri, kendileri değildir. Bunları görmek, kendilerini görmek olmaz. Resimlerine, TV'deki görüntülerine bakmak, aynadaki görüntüsüne bakmak gibidir. Hepsine şehvetsiz bakmak caizdir. Fakat, şehvet ile bakmak veya şehvete sebep olacak görüntülerine bakmak haramdır.
Demek ki, kadının avret yerlerine şehvetsiz bakmak haram olduğu halde, bunların resimlerine ve TV'deki görüntülerine şehvetsiz bakmak haram değil, mekruhtur. Pornoya şehvetsiz bakmak da haramdır. Çünkü şehvete sebep olacak görüntüdür.
Sual: Müslüman kadın spor yapabilir mi? Kadın yüzebilir mi? Nasıl giymeli?
CEVAP
Spor da yapabilir, yüzebilir de. Ancak aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
Kadının kadına avret yeri, diz ile göbek arasıdır, buralar kadınlara da gösterilmez. Yani kadınlar kendi aralarında mayo giyip denize giremezler. Göbek ile diz arası kapalı olmalıdır.
İkinci bir husus da, kâfir kadınları, mürted kadınları, ateist, komünist vesaire kadınlar, erkek hükmündedir, bunların yanında saç bile açılmaz. Hatta Müslüman bile olsa açık kadınların yanında bile açık durmak caiz değil. Sadece Hanbeli mezhebinde kâfir kadınlarının yanında göbek ile diz arası hariç diğer yerlerini açabilirler. İhtiyaç olduğu zaman bu mezhep taklit edilir.
Sual: Kadınların, kızların, yabancı erkeklere çıplak görünmesi, erkeklerin de bunlara bakması haram mıdır?
CEVAP
Evet, haramdır, büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Uyluğunuzu göstermeyin ve ölü ve dirinin uyluğuna bakmayın.) [İbni Mace]
(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana, Allah lanet etsin.)[İ.Asakir]
(Avret yerini açmak büyük günahtır.) [Hakim]
(Üç kişi Cennete hiç girmez: Birincisi deyyus, [karısının başka erkeklerle düşüp kalkmasına göz yuman erkek]. İkincisi, kendini erkeğe benzeten kadın. Üçüncüsü, içki içmeye devam eden.) [Taberani]
[Kadınların kendilerini erkeklere benzetmesi demek, onlar gibi giyinmesi, başlarını onlar gibi tıraş etmesi olup, büyük günahlardandır.]
Hazret-i Âişe validemizin kız kardeşi Esma, Resulullahın yanına geldi. Arkasında ince elbise vardı. Derisinin rengi belli oluyordu. Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip, (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüzünden ve iki elinden başka yerini erkeklere gösteremez)buyurdu. (Ebu Davud)
Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı gibi, kadınların yabancı erkeklerin yanına açık saçık çıkmaları büyük günahtır. İmam-ı Zehebi buyuruyor ki:
Erkeklere ziynetini gösteren kadınlara, mesela altın, inci gibi şeyleri örtüsünün üstüne takan, koku süren, renkli ve ipek kumaş örtünmüş olan, kol ağızları geniş olup kolları görünen ve bunlar gibi kendilerini erkeklere gösteren kadınlara Allahü teâlâ dünyada ve ahirette azap edecektir.
Bu kötülükler, kadınlarda çok olduğu için, Resulullah efendimiz, (Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm) buyurdu. (Tirmizi)
Sual: Spor sayfasındaki bacakları açık sporcuların resimlerine ve reklamlardaki açık kadın resimlerine bakmak caiz midir?
CEVAP
Kadınların bakılması haram olan saç ve diğer avret yerlerinin resimlerine veya televizyondaki görüntülerine şehvetsiz olarak bakmak caizdir. Çünkü, bakılan kendileri değil, resimleridir. Fakat bunlara da lüzumsuz olarak, bir ihtiyaç yokken bakmak mekruhtur. Resimlere, ihtiyaç kadar bakmak caizdir. Bu resimlere, görüntülere şehvetli olarak bakmak ise haramdır.
Erkeklerin göbek ile diz arası Hanefi ve Şafii’de avrettir. Hanbeli mezhebinde avret değildir. Avret kısmı sadece seveteyndir, yani iki çirkin yerdir, ön ve arkadır. Maliki’nin bir kavli de, Hanbeli mezhebi gibidir. Kadınların saçlarını göstermesi nasıl haram ise, erkeklerin de diz ile göbek arasını çıplak olarak göstermeleri haramdır. Hanefi’de diz de avret, Şafii’de göbek avrettir.
Kadın resimlerinin yüzüne ve saçına ihtiyaçsız ve şehvetsiz bakmak mekruh olduğu gibi, diz ile göbek arası açık erkek resimlerine de bakmak mekruhtur.
Demek ki, başı açık kadın resmi ile bir sporcunun resmi arasında fark yoktur. İkisine de şehvetle bakmak haramdır. İkisine de şehvetsiz ve bir ihtiyaca binaen bakmak caizdir.
Sual: Müslüman kadın, kâfir kadınları yanında saçı açık durabilir mi?
CEVAP
Kadınların yüz ve ellerinden başka yerlerini Müslüman olmayan kadınlara göstermeleri ve bunların bakmaları üç mezhepte haramdır. Hanbeli'de haram değildir. (El-fıkıh-u-alel-mezâhibil-erbe’a)
İslam Ahlakı kitabında, (Müslüman kadının, fasık kadınlar yanında örtünmeleri de farzdır) deniyor. Saçı veya kolları açık gezen kadın fasık demektir. İhtiyaç hasıl olunca, saliha kadınlar, Hanbeli mezhebini taklit ederek kâfir veya fasık kadınlar yanında saçları ve kolları açık durabilirler. Lüzumsuz ve ihtiyaçsız açık duramazlar.
-
6/11/2009 · Kategori: Tesettur Bilgileri
Sual: Dinimiz, kadının nasıl kapanacağını açıkça bildirdiğine göre bunun tartışması niçin yapılıyor? Tesettürü inkâr eden dinden çıkmaz mı?
CEVAP
Kadınların tesettürü kesin olarak açıklanmıştır. Tesettürle ilgili âyet-i kerimeleri Peygamber efendimiz açıklamış, âlimler de bizlere bildirmiştir. Bu husustaki tartışmalar kasıtlıdır.
Kur'an-ı kerimde genel olarak her şey, kısa olarak bildirilmiştir. Bunları Peygamber efendimiz açıklamış, o günden beri uygulanmıştır.
Bir kimse, ana-babasına öf demese, fakat sopa ile dövse, sonra da (Ben öf demediğim için, Kur'anın emrine uydum) dese, bu kimse Kur'ana uymuş mu oluyor? Âyet-i kerimenin manası, (Ana-babanızı üzmeyin hatta onlara öf bile demeyin) demektir. (Beydavi)
Bunun için Kur'an-ı kerimdeki bir âyetin hükmünü öğrenmek için Kur'an tercümesine bakmak çok yanlış olur. Herkes Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilseydi, hadis-i şerifler lüzumsuz olurdu.
Hırsızlık suçtur. Bir hakim, kanunları esas almadan, sırf Anayasaya göre bir hırsıza ceza veremez. Çünkü hırsızlığın cezası açıkça Anayasada bildirilmemiştir. Birçok hükümler kanunlarla açıklanmıştır.
Bunun gibi, dinimizin bir hükmünü öğrenmek için herkes Kur'an-ı kerime bakıp anlayamaz. Kur'an-ı kerim, hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Hadis-i şerifleri de anlamak büyük ilim işidir. Bunları da İslam âlimleri açıklamıştır. Onun için hiç kimseye Kur'an tercümesi okumasını tavsiye etmiyoruz. Bir okuyucu "Kur'an tercümesi, okuyarak dinsiz oldum" diye acı bir itirafta bulunmuştu.
Tıp kitabı okuyarak, ilaç yapmak ve hastaya teşhis koymak yanlıştır. Kur'an tercümesinden hüküm çıkarmak bundan daha büyük yanlıştır. Çünkü yanlış ilaç kullanan ölebilir. Fakat yanlış hüküm çıkaran imanını kaybedip, sonsuz azaba düşebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kur'anı kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa bile, muhakkak hata etmiştir.) [Nesai]
(Kur'anı kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur.) [Mekt.Rabbani]
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]
Bu âyet-i kerimeden kadınların başörtüsünü sadece yakasına örteceği, baş ve vücudunun diğer yerlerini örtmenin gerekmediği anlaşılabilir. Gözünü neden sakınacak, ırzını nasıl koruyacak, ziynetten maksat nedir? Kına, sürme boya mıdır, altın, gümüş gibi ziynetler midir? Bu hususlar açık değildir, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali de şöyle:
(Ey Nebi, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına [dışarı çıkarken] cilbablarını [dış kıyafetlerini] giymelerini söyle! Bu, onların tanınıp, eza görmemelerine daha uygundur.) [Ahzab 59]
Bu tercümeye bakıp "Kadın, tanınıp eza edilmemesi için dış elbise giyer. Tanınıp eza edilmezse, çıplak gezebilir" diyenler çıkmıştır. Bu âyetleri Resul aleyhisselamın nasıl açıkladığına bakmalıdır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]
Bu hadis-i şerifte kadının tesettürü açıkça bildiriliyor. Kur'an-ı kerimin 17 yerinde Resulullaha (De ki, bana tâbi olun) buyuruluyor. Allahü teâlânın Resulüne tâbi olup Onun bildirdiği şekilde tesettüre riayet etmelidir!
Hazret-i Esma, ince elbise ile gelince, Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve elleri hariç, vücudunu erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)
Hazret-i Âişe validemiz buyurdu ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen futalarını yırtıp başlarını örttüler) buyurdu. (Buhari, Nesai)
Kadın avrettir, tesettürü farzdır. Âyet-i kerimeyi kendi görüşüne göre tefsir edip bu farzı inkâr etmek küfürdür.
Bir kadın açık gezse kâfir olmaz. Fakat kapanmanın lüzumsuz olduğunu söylerse kâfir olur. Günah ile küfür farklıdır.
Sual: "Teferruat" diyerek saçları açmak uygun mu? Sokağa çıkarken peruk takabilir miyim?
CEVAP
“Teferruat” diyerek saçları açmak haramdır. Hele kapanmaya önem vermeyenin imanı gider. Sokağa çıkarken peruk takmak zaruretsiz caiz değildir. Erkekler arasında başını açmak zarureti olduğu zaman, kadının peruk kullanması caiz ve lazım olur. Zaruret, başka çare bulamamak demektir. Sadece zaruret halinde peruk takabilirsiniz.
Sual: Namaz, oruç, zekat ve hac ne zaman farz oldu? Tesettür ne zaman emredildi?
CEVAP
Beş vakit namaz, miladi 621 yılında ve hicretten bir yıl önce mirac gecesinde farz oldu. Mirac’dan önce, yalnız sabah ve ikindi namazı vardı.
Hicret, 622 de oldu.
Ramazan orucu, 624’te farz oldu.
Zekat da 624’te Ramazan ayında farz oldu.
Hac ise 631’de farz oldu.
625 ve 627 yılında kadınlara örtünme emri geldi.
Kadınların Peygamber efendimize gelerek sual sormaları, oturup dinlemeleri hicab âyeti gelmeden önce idi. Hicab âyeti gelince, kadın erkek artık bir arada oturulmadı. Kadınlar soracaklarını, ezvac-ı tahirattan sorup öğrendiler. Resulullah efendimiz ise 632’de vefat etti. Demek ki Peygamber efendimiz, tesettür âyetinden 5 yıl sonra vefat etti. Ondan önce tesettür yoktu. Önceki hayatını anlatıp, “Resulullah kadınlarla oturup konuşurdu, kadınlar açık gezerdi” demek yanlış olur.
Sual: Usul ve füru nedir? Farzlar ve haramlar için, füruat denir mi?
CEVAP
Hanefi mezhebinin âlimleri, itikatta İmam-ı Mâtüridi’ye tabi olmuşlardır; çünkü İmam-ı Mâtüridi, usul ve füruda, İmam-ı a’zamın mezhebindedir. Usul, itikat demektir. Füru, ahkâm-ı islamiyye demektir. (Milel ve Nihal)
Açıkça bildirilen farzlara ve haramlara inanmak, mesela içkinin, kumarın, domuz etinin haram olduğuna, beş vakit namazın, orucun, zekâtın, tesettürün farz olduğuna inanmak da usuldendir, füruat değildir. Bunların farz veya haram olduklarını inkâr etmek, küfür olur.
İmam-ı Şafii hazretleri, (Usul bilgileri; kitap, sünnet ve icma-i ümmettir. Bunlara inanmak şarttır) buyurdu. (Mizan-ül-kübra)
Sual: Bazıları, "Açık gezmek imanın veya İslam’ın şartı değildir. Tesettür üzerinde bu kadar fazla durmamalı" diyorlar. Açık gezmek, diğer haramlardan farklı değil midir?+(50+x+34).jpg)
CEVAP
Böyle söylemek çok yanlıştır. Farzlara uymaya, haramlardan sakınmaya teklif denir. Tekliflere yani emirlerin yapılmasına ve yasaklardan sakınmak gerektiğine inanmak, imanın şartıdır. Tekliflerin çoğuna inanıp da, yalnız birine inanmayan, buna uymak istemeyen, Muhammed aleyhisselama inanmamış olur. Kâfir olur. Müslüman olmak için, tekliflerin hepsine inanmak, hepsini beğenmek gerekir. Bir müslüman, tekliflere inandığı halde, bunlara uymazsa, mesela, kötü arkadaşa ve nefsine uyarak, içki içerse, tesettüre riayet etmezse, imanı gitmez, kâfir olmaz. Günahkâr müslümandır.
Tekliflerin [Allah’ın emirlerinin] hepsine inanıp amel ettiği halde, sadece birine uymak istemezse, yani beğenmez, vazife olduğuna önem vermez ise, hafif görürse, imanı gider, kâfir olur.
Mesela, (Açık geziyorsam ne çıkar? Sen kalbe bak. Kalbim temizdir) demek, tekliflerin bir kısmını beğenip bir kısmını beğenmemektir. Her müslümanın bu inceliğe dikkat etmesi, tekliflere uymayanların, imanlarının gitmemesi için uyanık olmaları gerekir. Teklife uymamak başka, uymak istememek, beğenmemek başkadır. Bu ikisini karıştırmamalıdır!
Açık gezmek, diğer günahlardan üç yönden farklıdır:
Birincisi: Ara sıra değil, devamlı işlenen bir günahtır. Hadis-i şerifte,(Küçük günaha devam edilirse, büyük olur) ve (İnsan, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Günaha devam ederse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar)buyuruldu. (Haraiti)
Demek ki, devamlı günah işleyenlerin kalbleri kararır. Kalbi kararan ne olur? Peygamber efendimiz, (Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O, artık sevap işleyemez olur) buyuruyor. (Bezzar)
Tesettürsüz kadın, oruç tutsa, oruç borcundan, zekat verse zekat borcundan kurtulur, fakat orucunun ve zekatının sevabı azalır. Yani, işlediği günahlar, kazandığı sevapları alır götürür. Elinde sevabı kalmadığı için, sevap alamaz, sevabı olmaz deniyor. Yoksa sahih ve ihlaslı olan her ibadetin sevabı olur.
Sonra dinimizde, sevap kazanmaktan önce, günahtan kaçınmak esastır. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. (S. Ebediyye)
Zengin kadına hacca gitmek farzdır. Yanında mahremi yoksa gitmek haram olur.
İkincisi: Gizli işlenen günahı açıklamak da ikinci bir günahtır. Açık gezen kadın, bu günahı pervasızca işlediği için, başkalarına kötü örnek olmaktadır. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayan hariç) buyuruldu. (Buhari)
Tesettürsüz kadın, günahı alenen işlemiş oluyor, günahını başkalarına açıklamış oluyor. Hadis-i şerifte bildirildiği gibi, açık işlenen günahların affı zor olur.
Her ne kadar açık-saçık gezene kâfir dememek gerekir ise de, açık gezen kadının zamanla kalbi kararır, açık gezdiği için, içi sızlamazsa, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir.
Üçüncüsü: En önemlisi budur. Açık saçık gezmek, iffetsizliğe yol açan bir günahtır. Bir kadın içki içse, kumar oynasa, hırsızlık etse, kocası, bunlardan vazgeçirmeye, tedavi etmeye çalışır. Fakat açık gezen kadın, iffetsizliğinde ileri giderse, kocası tedavisine çalışmadan hemen bırakır. Öldüren bile çıkar.
Peygamber efendimiz, erkeğin avret yerinin diz ile göbek arası, kadının ise, yüz ve iki elinden başka bütün bedeninin avret olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Avret yerini açmak büyük günahtır.) [Hakim]
(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]
Kur'an-ı kerimde ise mealen buyuruldu ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan]sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri]göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]
Ahzab suresinde de, Allah’tan korkan kadınların, yabancı erkeklerle konuşmak durumunda kalınca, kötü niyetli erkeklerin tahrikine sebep olmamaları için, yumuşak konuşmamaları emrediliyor. Sesten tahrik olan erkek, açık kadına bakınca tahrik olmaz mı?
Artık dileyen Allahü teâlânın emrine uyar, dileyen de nefsine ve şeytana uyar.
Böyle söylemek çok yanlıştır. Farzlara uymaya, haramlardan sakınmaya teklif denir. Tekliflere yani emirlerin yapılmasına ve yasaklardan sakınmak gerektiğine inanmak, imanın şartıdır. Tekliflerin çoğuna inanıp da, yalnız birine inanmayan, buna uymak istemeyen, Muhammed aleyhisselama inanmamış olur. Kâfir olur. Müslüman olmak için, tekliflerin hepsine inanmak, hepsini beğenmek gerekir. Bir müslüman, tekliflere inandığı halde, bunlara uymazsa, mesela, kötü arkadaşa ve nefsine uyarak, içki içerse, tesettüre riayet etmezse, imanı gitmez, kâfir olmaz. Günahkâr müslümandır.
Tekliflerin [Allah’ın emirlerinin] hepsine inanıp amel ettiği halde, sadece birine uymak istemezse, yani beğenmez, vazife olduğuna önem vermez ise, hafif görürse, imanı gider, kâfir olur.Mesela, (Açık geziyorsam ne çıkar? Sen kalbe bak. Kalbim temizdir) demek, tekliflerin bir kısmını beğenip bir kısmını beğenmemektir. Her müslümanın bu inceliğe dikkat etmesi, tekliflere uymayanların, imanlarının gitmemesi için uyanık olmaları gerekir. Teklife uymamak başka, uymak istememek, beğenmemek başkadır. Bu ikisini karıştırmamalıdır!
Açık gezmek, diğer günahlardan üç yönden farklıdır:
Birincisi: Ara sıra değil, devamlı işlenen bir günahtır. Hadis-i şerifte,(Küçük günaha devam edilirse, büyük olur) ve (İnsan, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Günaha devam ederse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar)buyuruldu. (Haraiti)
Demek ki, devamlı günah işleyenlerin kalbleri kararır. Kalbi kararan ne olur? Peygamber efendimiz, (Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O, artık sevap işleyemez olur) buyuruyor. (Bezzar)
Tesettürsüz kadın, oruç tutsa, oruç borcundan, zekat verse zekat borcundan kurtulur, fakat orucunun ve zekatının sevabı azalır. Yani, işlediği günahlar, kazandığı sevapları alır götürür. Elinde sevabı kalmadığı için, sevap alamaz, sevabı olmaz deniyor. Yoksa sahih ve ihlaslı olan her ibadetin sevabı olur.
Sonra dinimizde, sevap kazanmaktan önce, günahtan kaçınmak esastır. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. (S. Ebediyye)
Zengin kadına hacca gitmek farzdır. Yanında mahremi yoksa gitmek haram olur.
İkincisi: Gizli işlenen günahı açıklamak da ikinci bir günahtır. Açık gezen kadın, bu günahı pervasızca işlediği için, başkalarına kötü örnek olmaktadır. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayan hariç) buyuruldu. (Buhari)
Tesettürsüz kadın, günahı alenen işlemiş oluyor, günahını başkalarına açıklamış oluyor. Hadis-i şerifte bildirildiği gibi, açık işlenen günahların affı zor olur.
Her ne kadar açık-saçık gezene kâfir dememek gerekir ise de, açık gezen kadının zamanla kalbi kararır, açık gezdiği için, içi sızlamazsa, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir.
Üçüncüsü: En önemlisi budur. Açık saçık gezmek, iffetsizliğe yol açan bir günahtır. Bir kadın içki içse, kumar oynasa, hırsızlık etse, kocası, bunlardan vazgeçirmeye, tedavi etmeye çalışır. Fakat açık gezen kadın, iffetsizliğinde ileri giderse, kocası tedavisine çalışmadan hemen bırakır. Öldüren bile çıkar.
Peygamber efendimiz, erkeğin avret yerinin diz ile göbek arası, kadının ise, yüz ve iki elinden başka bütün bedeninin avret olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Avret yerini açmak büyük günahtır.) [Hakim]
(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]
Kur'an-ı kerimde ise mealen buyuruldu ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan]sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri]göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]
Ahzab suresinde de, Allah’tan korkan kadınların, yabancı erkeklerle konuşmak durumunda kalınca, kötü niyetli erkeklerin tahrikine sebep olmamaları için, yumuşak konuşmamaları emrediliyor. Sesten tahrik olan erkek, açık kadına bakınca tahrik olmaz mı?
Artık dileyen Allahü teâlânın emrine uyar, dileyen de nefsine ve şeytana uyar.
+(50+x+34).jpg)
Sual: (Pardesü giymenin âdet olduğu yerde, çarşaf giymek fitneye sebep olur demek, kadınların açık gezdiği yerlerde, fitneye sebep olmamak için, açık gezmek gerekir demektir) diyenler oluyor. Böyle bir kıyas müslümana yakışır mı?
CEVAP
Bu kıyas, pardesü giymeyi, çıplak gezmekten daha kötü sayan bozuk zihniyetin ürünüdür. Hangi müslüman böyle bir kıyas yapabilir ki? Bir kere, çarşaf giymek dinin emri değildir. Resulullah’ın ve Eshabı kiramın hanımları asla çarşaf giymemiştir. Abdülhamid han hazretleri Türkiye’ye girmesini yasaklamışsa da, moda salgınının önüne geçememiştir. Dinimiz çarşaf giyin demiyor, örtünün buyuruyor. Dinde belli bir kıyafet şekli yoktur buyuruyor. (Dürer-ül-mültekıte) isimli kıymetli kitabın dördüncü sayfasında, (İslamiyet, kadınların örtünmesi için belli bir örtü emretmedi) buyurulmaktadır. Buna rağmen, çarşafı farz gibi kabul etmek, cahillik değilse nedir?

Bütün mesele, fitnenin ne olduğu bilinmemekten ileri gelmektedir. Din kitaplarında fitne şöyle tarif ediliyor:
Fitne, Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir. (Hadika, Berika)
Mesela kanunların aleyhine konuşup hapse düşmek fitnedir, cihad değildir. Kendini mağdur duruma düşürmektir. Müslüman, Allah’a karşı günah işlemez, kanunlara karşı gelip suç işlemez. Kanunlara karşı gelip suç işleyip cezalanmak, zarara uğramak olduğu için fitnedir. Askere giden sakallı birinin, sakal kesmem demesi fitne olur.
Günah olan işlerde, elbette âdete uyulmaz. Bu iftirayı müslümanlara, ancak fitneciler yapabilir. Bir ibadeti yapmak veya haramdan kaçmak fitneye sebep olacaksa, buna mani olacak şekilde hareket edilir. Böyle bir durumda, farz olan ibadetini, mesela namazı, orucu bile gizlemek gerekebilir; çünkü işinden, aşından olacağı gibi, din aleyhine kanunların çıkmasına yani fitneye de sebep olabilir. Bu vebalden kurtulması için, ibadetlerini gizlemesi gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bir zaman gelir ki, şimdi aranızda münafıkların küfürlerini gizlediği [ibadet yapar göründüğü] gibi, o zaman da müminler gizlenir. [İbadetleri gizli yapar.]) [İbni Sünni]
Farz olan ibadet bile gizli yapılınca, âdete ait sünnetlerin gizlenmesi veya gerektiğinde terk edilmesi elbette lazımdır.
Kanuni Sultan Süleyman
+(50+x+34).jpg)
Sual: Kanuni Sultan Süleyman’ın dinin bazı emirlerini kaldırdığı söylentisi doğru mudur?
CEVAP
Doğru değildir. Kendisi Müslümanların halifesi olup, her işini Şeyhülislam Ebus-suud efendiden fetva alarak yapardı. Bu fetvalar İstanbul kütüphanesinde mevcuttur.
Bakılan kişiye zekât
+(50+x+34).jpg)
Sual: Kocası ölmüş ve kimsesiz kalmış fakir kayınvalideme evimde bakıyorum. Zekâtımı ona verebilir miyim?
CEVAP
Evet, vermek iyi olur.
+(50+x+34).jpg)
Sual: Müslüman bir erkek talip çıkmayınca, konu komşu evde kaldı demesin diye, ileride müslüman ederim ümidiyle, gayrimüslim bir erkekle evlenmek istiyorum. Bir de ateist talibim var. Hangisini tercih edeyim?
CEVAP
Ateist de gayrimüslimdir. Gayrimüslim ise müslüman olmayan demektir. Müslüman olmayan da, ya kitaplı veya kitapsız kâfirdir. Ateistler kitapsız kâfirdir. Müslüman kadın, kitapsız veya kitaplı kâfirle evlenemez. Evlenmeye karar verdiği an kâfir olur. (İbni Abidin)

İki âyet-i kerime meali:
(İmanlı kadınların, kâfirlerle evli kalmaları helal değildir.) [Mümtehine 10]
(Kadınlarınızı, iman edinceye kadar müşrik erkeklerle evlendirmeyin!) [Bekara 221]
Komşuların evde kaldı dememeleri için Allahü teâlânın emrini hiçe sayarak, kâfirle evlenmeye kalkmak, büyük ahmaklıktır.
Ebu Ya’la’nın rivayet ettiği hadis-i şerifte, Peygamber efendimiz, (İki yüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifülhâz olandır) buyurdu. Hafifülhâz nedir dediklerinde, (Hanımı ve çocuğu olmayandır) buyurdu. Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bistami, Ebül-Hüseyn Nuri [ve Rabia-i Adviyye] gibi büyük âlimler bekâr idi. Hicretin iki yüz yılından sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar gibi olanların şeref ve üstünlüklerini, bu hadis-i şerif bildirmektedir. (İhya)
Ebu Süleyman-ı Darani hazretleri buyuruyor ki:
Bekârlığa dayanmak, ailenin çilesine dayanmaktan, onların eziyetine katlanmak, Cehennem ateşine dayanmaktan daha kolaydır. Bekârın ibadetten aldığı tad ve elde ettiği huzur hiçbir zaman evliye nasip olmaz. Arkadaşlarımızdan hiç birini görmedim ki, evlendikten sonra eski mertebesinde kalmadı, derecesi düştü. (İhya)
İyi bir hayat sürmek istiyorsan evinde,
Evlenme hiç, bekâr kal, otur yerli yerinde.
Neden kâfir oluyor?
+(50+x+34).jpg)
Sual: Ateistle evlenmeye karar veren kızın, hemen niye imanı gidiyor?
CEVAP
Bir kızın, gayrimüslimle, ateistle evlenmesi, aynen erkek kardeşiyle veya babasıyla evlenmesi gibi haramdır. Sadece haram olmakla kalmıyor, küfre de giriyor. Sebebi, Allahü teâlâ, kardeşle, babayla, gayrimüslimle evlenmek haram buyuruyor. Evlenen kimse, bunu kabul etmiyor, evlenmek caizdir diyor, inkâr ettiği için kâfir oluyor. Kâfir olması, zina etmesinden dolayı değil, Allahü teâlânın emrini yanlış diyerek, evlenmeyi meşru kabul etmesindendir.
« Önceki Yazılar :|:
















